
2003, Eskişehir, üniversitedeyiz, yalandan tenis oynamışız, kampüste yürüyoruz, sinemanın önünden geçer iken aaa film festivali, ooo tam da film saati, girdik hemen. Yorgunluk, sıcak bi taraftan, adı gibi sıkıntı bi film öbür yandan, bi kısmımız uykuya daldı, kalanı da esnemekte. Görmemişiz, bilmiyoruz, yavaş filmle tanışmamışız. Filmde de bunaltan , sıcak bir atmosfer var, ailecek ateşin başına oturmuşlar, konuşmuyorlar, rüzgar esiyor, yaprak hışırtıları var, bu! Çıkmakta bulduk çareyi, yanlız bir koltuk eksik olarak yanyana oturabildiğimiz için en arkada tek oturan arkadaş karanlıkta çıktığımızı farkedemeyip sıkılmaya devam etmiş, bu da bizi uzuuun bi zaman eylendirmişti...
Tabi film bizim için epey bir geyik malzemesi olmuş, adı unutulmamış, içinde bulunduğumuz durumu nitelemek için sevdiğimiz bir tabir halini almıştı.
Yani bizim için yeri çok ayrıdır, külttür, şöyledir, böyledir...

Sonraaa, Kasabadır, Uzaktır, takıntı yaptım, takibe aldım, hoşuma da gitmeye başladı, İklimler'i çok beğendim, Üç maymun'u bi tık daha az beğendim en son da Bir zamanlar Anadolu'da patladı. Ödüller, festivaller, olaylar olaylar... Çok gitmeye teşebbüs ettim, Mayıs sıkıntısından sonra tövbeeee! dediğim yönetmenin filmine, olmadı, evde seyrettim. Beklentiyi de fazla yükseltmişim biraz hayal kırıklığı oldu sanki. EEEHH İŞTE diyim sen anla bloğum.
Hakkını da yemeyelim, oyuncu seçimi çok iyi, karakterler çok doğal, çok yakışmış rolleri, çok çok çok yani...
